Son Gönderiler :

Kim istiyor bu anayasayı?

Bu millet 2 ay sonra Referanduma gidiyor. Referanduma karşı çıkanlara Ey halk bakın halkın egemenliğini istemeyenler var! söylemi kullanılıyor. Her türlü imkan ve türlü çeşit düzenekle uyuşturulmuş ve çaresiz bırakılmış bir halka Bak ben seni adam yerine koyuyorum! Sandığa davet ediyorum! deniyor..

Halk detaylarını bilemediği bir kargaşanın ve ekranlardaki kargaların sesleri arasında bir halkoylamasına daha gidiyor….
İşte bu, sistemin fotoğrafıdır!

Nedir sistemin derdi: Asya’nın kilidi, Türkiye’yi, batı çıkarlarına göre şekillendirmek. O zaman, EKONOMİ de, SİYASET de, KÜLTÜR de, SAVUNMA da, HUKUK da bu sistem çerçevesinde şekillenecek!
Oyunun kuralı bu. Bence bunu bilmek yeterli!
Batıda eller havada!
Şimdi önümüzde referandum var!
Acaba kim neyi oylayacağından haberdar?
Neyi oyladığımızı en ince detayına kadar bilenler var;
Onlar, Batılı uzmanlar!
Bakın şimdiden ellerini oğuşturup bizi alkışlıyorlar!
Merkel’den AB konseyi yetkililerine, ABD nin derin devlet sözcülerine kadar herkesin elleri havada…

Financial Times’dan Delphin Strauss, Geri kalan anayasa değişiklikleri de yavaş yavaş gündeme gelecek diyor. Muhtemelen bunun için halkın umudunun arttığı yeni bir hükümet beklenecek. Geçmişte böyle olmuştu. Altın vuruş için politik psikoloji çalışmaları devreye girecek.

Nedir Altın vuruş?
Önce başa, Batının besleyip yetiştirdiği seçilmiş kişiler getiriliyordu. Sonra onlara ANAYASAL değişikler için emirler veriliyordu. (Önce Yugoslavya ardından Bosna ve diğer Balkan ülkeleri harika örneklerdir)

Kıskaca alınmış politikacı, emir çerçevesinde, bir gecede 15er 25er yasa değiştirip çıkartıp, kendi ülkesini batı çıkarları doğrultusunda, soydurup soğana çevirir. Bu arada cebi inanılmaz oranda dolar.. Dünya sıralamalarında ilk ona girer.

ÖZELLEŞTİRME kurallara bağlanır, halkın nesi var, nesi yoksa çokuluslu şirketlerin olur. Eşzamanlı olarak medya tümüyle bir uyuşturma makinesine çevrilir, ÖZEL TV’ler bunu en mükemmel biçimde gerçekleştirir.

Psikolojik savaş makineleri önce yavaş sonra hızlanarak ülkeyi etnik ve dini temelde bölmek için bu medyayı kullanır.. Ardından iç savaş çıkar ve Birleşmiş Milletler askerleri aynı Amerikalı general Odierno’nun dediği gibi tarafları yatıştırmaya gelir. BM askerleri, geldikleri petrol gaz bölgelerine, el koyup, o coğrafyada kukla devletçikler yaratır.

Anayasa değişiklikleri, referandumlar, bu genel şemanın detaylarındadır.

Bizi bu detaylarda boğarlar! Halk anlayamadığı bir dizi kelime arasında kaybolur. Parti kapatma yasası, HSYK, Anayasa Mahkemesi üyeleri sayısı. Sokaktaki adamın ilgi alanı dışındadır İşsizdir, açtır, hastadır, sadece 1 oyu vardır.

Bu arada yargı biter, Anayasa mahkemesi silikleşir, iktidarlar büyür, dokunulmazlık artar, Washington ve Brüksel’den vesayetli seçilmişler, sömürge valilik görevlerinde adım adım ilerlerler.. Taltif edilirler ya da sokağın nabzı aşırı yükselirse, patronları tarafından, yeni bir umut hükümetle yer değiştirilerek nadasa çekilirler.

Kim Anayasa değişikliği paketini gündeme oturttu?. İktidar elbet diyeceksiniz. Sadece o mu?

Avrupa ve Amerika’nın politik çeteleri yıllardır, Türkiye’nin artık Türkiye olmayacağı bir Anayasa istiyor…

İlk tartışmalar başladığında Profesör Ergun Özbudun adı ortaya çıkıyor..

Prof Özbudun, hazırladığı Anayasa taslağında , devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü korumanın, Türk ulusunun bağımsızlığını korumanın, devletin amaç ve görevleri arasından çıkarılması’ teklifini getiriyor.

Ulus devletten şehir devletçiklerine, eyalet sistemine geçişin önünde hiçbir anayasal engel kalmamalı.Türk Yurttaşlığı Kavramı kalkmalı!.diyor.

Kimdir Prof Özbudun?

Prof Özbudun, ve ekibindeki birçok kişi, Amerikan derin devletinin kuruluşlarıyla bağlantılılar. International Republican Institute (IRI) , National Endowment for Democracy (NED)ve National Democratic Institute (NDI) ve dünyaya yön veren Huntington ve Brzezinski’lerin yakınındaydılar.

Türkiye’ye Anayasa taslağı hazırlayanlar.Avrupa Konseyi Demokrasi Komisyonu ile de içli dışlıydılar. Arkalarında dağ gibi bir küresel güç var!

O, dağ gibi güç uzun zamandır Türkiye’ye ANAYASA DEĞİŞMELİ! mesajını dayatmıştı. Şimdilik istenen Anayasal değişim tam olarak gerçekleştirilememiştir. Arslan Bulut’un dediği gibi, rejim fiilen değiştirilmiştir ama kılıf yavaş yavaş geçirilecektir.

Amerikalı Türkiye uzmanı Henri Barkey, Eylül 2009’da BBC’ye verdiği demeçte, Sayın Özbudun’un dediği gibi, 1982 yasasının derhal değişmesi lazım! demiştir. Hükümet, Kürt kelimesini kullanmayarak, süreci Demokratik Açılım olarak tanımlıyor. Bu uygundur. Ama Demokratik açılım, bu Anayasa değişmeden yapılamaz diye eklemiştir.

Demekki Anayasal değişikliklerin en önemli yanı şu malum Kürt meselesi’dir.

8 Temmuz 2010’da AB Komisyonu sözcülerinden Espuny de, ‘Türkiye, AB yolunda ilerlemek için, 12 Eylüldeki referandumda anayasa değişiklik paketini kabul etmelidir! buyurabilmiştir.

Ana hedef bellidir. Türkiye soğuk suya atılacak kurbağadır. Altına ateş yakılacak su ağır ağır ısınacak, kurbağa rehavet içinde öbür dünyayı boylayacak. Güneydoğu tüm zenginliğiyle küresel çetenin elinde oynattığı bir yönetimin olacak!

Zaman daralmaktadır!

Böylesi devasa bir plan karşısında, Türkiye’nin iktidarı ve muhalefeti, zaman zaman esip gürlemeler dışında AB’nin yolunda, Batının ekseninde olduklarını her platformda beyan ediyorlar.

Göçen bir iktidar, biryerlere süpürülmemek için verilen görevleri can havliyle yapmaya çalışıyor. Peki, Anayasa teklifine hayır diyenler, iktidara gelirlerse geldiklerinde AB - ABD yolunda dayatılan Anayasayı nasıl geri çevirecekler? Referandumdan HAYIR çıktığı zaman, Batı yolunda kalarak, nasıl batıya karşı gelecekler?

Batının dayatmaları 100 yıldır aynı. Bir Kürdistan kurulmalı. Petrol coğrafyasına oturtulmalı! Türkiye fazla büyük, parçalanmalı! Bu coğrafyada Türk kalmamalı!

Bu topraklarda yaşayanların hepsi Ermeni, Kürt, Çerkez, Pontus, Süryani Alevi olduğunu anlamalı!

Artık zaman sıkıştı! Herkesin safı belli..

Anayasa dayatması, turnosol kağıdıdır! Ve iktidarın söylediği gibi 10 genel seçime bedeldir!

Görevimiz duymak, anlamaktır, anlatmaktır.
Ona göre 12 Eylül’de tavrımızı almaktır.
Ve ondan sonrasına da iyi hazırlanmaktır…..
Yayını Paylaş :

4 yorum:

  1. ancak bu kadar güzel anlatılır bravoo...

    Zeynep

    YanıtlaSil
  2. Anonymous09 Mart, 2011

    ancak bu kadar güzel anlatılır bravoo...

    Zeynep

    YanıtlaSil

Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.

REKLAMLAR

 
Support : Creating Website Proudly powered by Blogger
Copyright © 2011. Karşılıksız Çek - All Rights Reserved
Template Design by Creating Website Published by Karşılıksız Çek