Son Gönderiler :
Home » , , , , » Hamiline Çek Yaprağını Kullanmadan Hamiline Çek Yazma Cezası

Hamiline Çek Yaprağını Kullanmadan Hamiline Çek Yazma Cezası

5941 Sayılı Çek Kanunu m.7 ile Hamiline çek defteri kullanmadan hamiline çek düzenleme eylemi, suç olarak tanımlanmış olup, ceza yaptırımına tabi tutulmuştur. Bu suç için açılan kamu davalarında çıkardığımız çağrı kağıdı üzerine duruşmaya gelen sanıkların, duruşmadaki ilk tepkileri işim gücümdeyim Adliyeye neden çağrıldım" dır. Çünkü kendi mantık ve düşünce yapılarına göre her hangi bir suç işlememişlerdir, Zira keşide ettikleri çeki ödemişler ve bir sorunları kalmamıştı. Oysa ki, yasa hükmü gereği yapılan ihbarlar üzerine haklarında kamu davaları açılmış ve hakim kendilerine neden hamiline çek defteri kullanmadan hamiline çek keşide ettin diye sormuştu. Cevap: BİLMİYORDUK, DEĞİŞİKLİKTEN HABERİMİZ OLMADI!!!
Bu suç bakımından TCK m.43 uygulanamaması nedeniyle her bir çek yaprağı için ayrı kamu davası açıldığından esnaf/tacir olan bazı sanıklar hakkında çok sayıda derdest kamu davası veya sürmekte olan soruşturma bulunmaktadır, son dönemde bazı yaşanan olaylardan dolayı sıkça kullanıldığı üzere yasanın lafzına uygun, ancak hukuka aykırı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

T.C.
İSKENDERUN 2. SULH CEZA MAHKEMESİ
“Türk Milleti Adına”
GEREKÇELİ KARAR
DOSYA NO : 2011/73
KARAR NO : 2011/588
[C.SAVCILIĞI ESAS NO] : 2011/287
HAKİM : MEHMET SELİM EREN 42578
KATİP : ŞEKÜRE ÖZTÜRK: 117743
DAVACI: K.H.
SANIK : Yenişehir mah/köy nüfusunda kayıtlı. İskenderun/ HATAY adresinde oturur.
VEKİLİ : AV.MİRAY ACAR
SUÇ : Hamiline Çek Defteri Yaprağını Kullanmadan Hamiline Çek Düzenlemek

KARAR TARİHİ : 26/05/2011

Sanık hakkında mahkememizde yapılan açık yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 18/01/2011 tarih ve 2011/287 esas sayılı iddianamesi ile sanığın 09/12/2010 tarihinde 1.000,00- TL bedelli Anadolubank'a ait 6431796 no'lu çeki hamiline çek defteri yaprağı kullanmadan İskenderun'da keşide ettiği, sanığın savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, ancak 20/12/2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 5941 Sayılı Çek Kanunu'ndaki düzenleme karşısında sanık hakkında kamu davası açma mecburiyetinin doğduğu, açıklanan nedenlerle sanığın eylemine uyan 5941 Sayılı Çek Kanununun 7/9 maddesi, TCK nun 53/1-3 mad. gereğince cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.

SAVUNMA
Sanık Savunmasında: "Ben mimarlık yapmaktayım. 8-10 yıldır da çek keşide ediyorum. Son yasa değişikliğinden önce hamiline çek keşide ediyordum. Yasa değişikliğinden haberimiz olmadığı ve uyarılmadığımızdan dolayı bilmeyerek hamiline çek keşide ettim, Suç kastım yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.

DELİLLER
Sanığın nüfus ve adli sicil kaydı, banka yazıları dosyada bulundurulmuştur.

GEREKÇE
Sanık hakkında hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleme suçundan dolayı kamu davası açılmış ise de; sanığın savunmasında da belirttiği gibi mevcut yeni düzenlemeden haberi olmadığına dair aksi kesin, her türlü şüpheden uzak bir delille ispatlanamayan savunması göz önünde tutulması gerekmiştir.

Ceza hukukunun genel ilkeleri kapsamında, iradi olarak ceza hukuku anlamında bir hareketin bulunması tek başına suç oluşturmayıp, ayrıca kusurun da bulunması gerekmektedir (Actus non facit reum nisi mens sit rea= Beyin kusurlu olmadığı müddetçe, hareket tek başına kusurlu yapmaz). Dolayısıyla, suçun objektif unsurları olan, kanundaki tipe uygun, hukuka aykırı bir fiil, failin sorumlu tutulması için yeterli değildir. Bu unsurlara subjektif nitelikte "manevi unsur", "subjektif unsur", "kusur" veya "kusurluluk" şeklinde isimlendirilen bir unsur eklenmesi gerekmektedir. Nitekim karşılaştırmalı hukukta, maddi ve manevi unsurun gerekliliği şöyle ifade edilmektedir. Suçun oluşması için kötülük isteyen beyin ve kötülüğü yapan el gereklidir (evil meaning mind and evil doing hand).

Kusur, suç teşkil eden bir fiilin, isnat kabiliyetine sahip bulunan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek (kasten) veya en azından bilerek (taksirle) yapılmasıdır. Ceza hukukunda kusurluluk denilince failin değil, fiilin kusurlu olması anlaşılır ve sadece işlenen fiile mahsus olarak ele alınır.

Yeni TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre, suç, toplumsal düzenin devamı açısından korunması gereken hukuki değerlerin açık ve bilinçli bir ihlali niteliği taşıyan insan davranışlarıdır. Bu itibarla suç, bir haksızlıktır. Her hukuk kuralının temelinde bir değer yatmaktadır. Hukuki değerler, hukuk toplumundaki sosyal düzenin devamı için geçerliliği zorunlu olan ideal, manevi değerlerdir. Hukuki değerlerin kaynağı, davranış normlarıdır. Suçun işlenmesiyle ihlal edilen hukuki değerdir. Bu nedenle, bir hukuki değerle ilişkilendirilemeyen bir suçtan ve daha genel bir ifadeyle, haksızlıktan bahsedilemez.

İşlenen bir fiilin haksızlık teşkil ettiğinin bilinmesi, kişiyi cezalandırmak için gereklidir, ancak toplumda yaşayan herkesin genel olarak hukuk kurallarının bilincinde olduğu farzedilir.

Pozitif hukuk düzenlemelerinin karmaşık bir yapı alması dolayısıyla, bazen kişi işlediği fiilin hukuka aykırılık teşkil ettiğini bilemeyebilir. Bu itibarla zamanla bazı teoriler gelişmiştir.

Bir kişinin işlediği fiilden dolayı sorumlu addedilebilmesi için, bu fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini, davranışının hukuk toplumunda hakim olan düzeni korumaya matuf bir davranış normunu ihlal ettiğini bilmesi gerekmektedir. Burada kanun metninin bilinip bilinmemesi değil, gerçekleştirilen davranışın esasen bir haksızlık teşkil ettiğinin bilinmesi ceza sorumluluğu açısından önemlidir. Bu bakımdan, kişi gerçekleştirdiği davranışın esasen bir haksızlık oluşturduğunun bilincinde olmasına rağmen, bu davranışın kanunlarda suç olarak tanımlanmış olduğunu bilmese dahi, (error iuris nocet, kanunu bilmemek mazeret sayılmaz) ceza hukuku bakımından sorumluğuna gidilir. Buna karşılık işlediği fiilin haksızlık teşkil ettiğini bilmeyen kişiye ceza verilmez, ancak, bu hatanın kaçınılmaz olması gerekmektedir.

Yeni ceza kanununda da kabul edilen (m.30) bu kusur teorisine göre, işlenen fiilin haksızlık teşkil ettiği hususunda düşülen yanılgı kaçınılmaz ise, kişi kusursuz addedilecektir. Buna karşılık, söz konusu yanılgı, kişi açısından kaçınılabilir ise, yanılgının varlığına rağmen, kişi kusurlu telakki edilecektir. Bir başka ifadeyle, içinde bulunduğu şartlar itibariyle gerekli özeni göstermiş olsaydı, işlediği fiilin haksızlık teşkil ettiğini bilebilecek idiyse, kişi kusurludur. Ancak bu durumda kasten işlediği suç dolayısıyla kişiye verilecek cezada bir indirim yapılabilecektir.

Aksi takdirde Mahkememizde bu suç nedeniyle yargılanan bir çok sanık hamiline olarak özel bastırılmayan çek defterinde bulunan 20-25 adet çek yaprağını, yasadaki bu hükümden haberdar olmadığı için kaçınılmaz şekilde düştüğü hata sonucu, yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere her hangi bir haksızlık saiki de bulunmadan ticari işleri gereği çok kısa süre içerisinde hamiline olarak keşide edip karşı tarafa verdiği ve bu çeklerin karşılıklarının da ödendiği halde, yüklenen eylemin suç olması ve bankaların ihbar zorunluluğu nedeniyle bankalara tahsil için ibraz edilen her bir çek yaprağı ile ilgili olarak (TCK m.43 uygulanamayacağından) suç duyurusunda bulunulduğu ve bir sanık hakkında bu suçtan dolayı açılan çok sayıda dava bulunduğu ve bu suçun sanıklarının bu şekilde çok ağır ceza tehdidi altında bulundukları görülmüştür.

Yapılan bu açıklamalar ışığında, esnaf/tacir olan sanığın savunmasında da belirttiği gibi 8-10 yıldır çek keşide ettiği, yüklenen eylemin 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 Sayılı Çek Kanunu suç olarak düzenlendiği, madde gerekçesinde kayıt dışı ekonominin önüne geçmek ve yolsuzlukla mücadele etmek amacına yönelik olarak kabul edildiği ve TCK m.43 hükmünün uygulanma ihtimalinin bulunmadığı, bu itibarla her bir çek yaprağının ayrıca cezalandırılacağı anlaşılan bu suç tipi ile korunmak istenen hukuki değerin niteliği de göz önüne alındığında hamiline çek defteri yaprağı kullanmadan hamiline çek düzenleyen herkes cezalandırılabilecektir.

Her bir çek defterinin 20-25 çek yaprağından ibaret olduğu, ticari hayatta nakit para yerine güvenilir ödeme aracı olarak çek kullanılmasında hem kişilerin hem de kamunun menfaati bulunmaktadır. Günlük ticari hayatta esnaf/tacirlerin ödeme aracı olarak çok sayıda çek kullandıkları, genelde Mahkememize açılan davalardan da anlaşıldığı üzere çekte yazılı miktarların 100 ila 5000 TL arasında olduğu ve hamiline çek defteri yaprağı kullanmadan hamiline çek düzenleyen sanıkların suçuna konu bu çeklerin karşılıklıksız çıkmadıkları, sanıkların savunmalarında ayrıca yeni çek kanununun bu hükmünü bilmedikleri, uzun yıllardır bu şekilde çek keşide ettiklerini, bankaca kendilerine çek defteri teslim edilirken hamiline düzenlenmeyeceği konusunda her hangi bir bilgi verilmediği, kaldı ki, bir kaç davada olduğu gibi banka yöneticilerinin de başlangıçta kanunun bu hükmünü bilmedikleri zira ilk çek defterlerini teslim ederken kendilerine sorulan soru üzerine hamiline çek düzenleyebileceklerini müşterilerine söyledikleri anlaşılmaktadır.

Yeni ihdas edilen bu suç tipinin ihlal edilmesi nedeniyle işlediği bu fiilden dolayı yukarıda açıklandığı üzere bir kişinin sorumlu addedilebilmesi için, bu fiilin bir haksızlık teşkil ettiğini, davranışının hukuk toplumunda hakim olan düzeni korumaya matuf bir davranış normunu ihlal ettiğini bilmesi gerekmektedir. Suça konu maddi olayda olduğu gibi esnaf/tacir olan sanığın ekonomik durumu ve iştigal konusu itibariyle, kayıtdışı ekonomi oluşturmak, yolsuzluk yapmak, karapara aklamak veya terörü finanse etmek gibi amaç ve saiklerle hamiline çek defteri yaprağı kullanmadan bilinçli olarak veya en azından ihmalde bulunarak hamiline çek keşide ettiğine dair en küçük bir emare ve şüphe bulunmamaktadır. Kaldı ki,çekte yazılı bedel, sanığın şahsi, sosyal, mesleki ve ekonomik durumu ile olayın mahiyeti, öteden beri süre gelen alışkanlık itibariyle bilmeyerek birden çok aynı şekilde çek keşide edildiği, yüklenen eylemin henüz suç olarak yeni kanunda yer alması ve sanığın bu düzenlemeyi bilmediğine dair aksi ispatlanamayan savunması, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve sanığın hamiline çek defteri yaprağı kullanmadan hamiline çek keşide etmesinde her hangi bir menfaatinin bulunmaması da gözetilmek suretiyle TCK m.30/son'da düzenlendiği üzere, işlediği fiilin haksızlık teşkil ettiği hususunda kaçınılmaz surette hataya düşen sanığa ceza verilemeyeceği vicdani kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere,
1-Sanığın üzerine atılı "Hamiline Çek Defteri Yaprağını Kullanmadan Hamiline Çek Düzenlemek" suçunun işlenmesinde kusurluluğunu ortadan kaldıran hataya düşmesi nedeniyle CMK m.223/3-d gereğince CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına,
Dair, sanığın ve vekilinin yüzüne karşı kararın tefhimden itibaren 40 TL temyiz harcı alınmak suretiyle 7 gün içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine yapılacak beyanla Yargıtay Temyiz Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu,usulen anlatıldı. 26/05/2011

Katip 117743 Hakim 42578
Yayını Paylaş :

2 yorum:

  1. kardeşim gizem biriyle öpüştü

    YanıtlaSil
  2. Exelansulss14 Mayıs, 2013

    arkadaslar savcı esas noyu bılmıyorum dosya sas no ve karar no dan nasıl bakabılırım tutuklama kararı kaldırıldı mı diye

    YanıtlaSil

Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.

REKLAMLAR

 
Support : Creating Website Proudly powered by Blogger
Copyright © 2011. Karşılıksız Çek - All Rights Reserved
Template Design by Creating Website Published by Karşılıksız Çek