Bankaların Alacak Dava ve İcra Harç Muafiyeti

İcra haciz genel kredi sözleşmesi icra takibi harç yargıtay kararı
Bankalar kullandırdıkları kredilerin tahsiline yönelik açmış oldukları haciz ve icra davalarında harç bedeli ödeyeceklerdir. Bankaların, Harçlar Kanunu 123/son maddesi çercevesinde genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırdıkları kredilerin tahsiline yönelik ihtiyati haciz, icra takipi ve dava taleplerinde harçdan istisna tutulmayacaklarına dair Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararıdır.

Madde metninden de anlaşıldığı üzere harçtan istisna tutulan işlemler fıkrada belirtilen kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerdir. Yasa koyucu, finansman sıkıntısı çeken bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların, müşterilerine kullandırmak amacıyla sendikasyon kredisi gibi büyük miktarlı kredilere kendi portföylerinde yer vererek yurt içi veya yurt dışı kredi kuruluşlarından finansman desteği alabilmelerini kolaylaştırmak ve kredi maliyetlerini azaltmak amacıyla bu nitelikteki kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerden harç alınmayacağını öngörmüştür.

Yasa koyucu anılan maddede; bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılmak üzere temin edilen kredilere ait bazı işlemlerden harç alınmayacağını belirttiğine göre; bankaların, kendi öz kaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri kredileri, genel kredi sözleşmesiyle gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmaları halinde 492 sayılı Kanunun değişik 123/son maddesindeki istisnadan faydalanmaları olanaklı değildir.

Nitekim aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2010 tarih ve 2008/81 E.-2010/8 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Somut olayda, harcın konusunu oluşturan işlem, şikayetçi bankanın genel kredi sözleşmesi uyarınca müşterilerine kullandırdığı kredinin zamanında ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibinden kaynaklanmaktadır.

Anılan icra takibi nedeniyle icra memuru tarafından şikayetçi/alacaklı bankadan başvurma harcı ile peşin harç alınmıştır. Şikayetçi/alacaklı banka, bu harçların iadesi için icra memurluğuna başvurmuş, ancak istemin reddine karar verilmesi üzerine eldeki şikayet başvurusunu yapmıştır.

Yukarıda belirtildiği üzere bankaların, Harçlar Kanunun 123/son fıkrasında yer alan yargı harçlarından istisna tutulma keyfiyeti dar tutulmuş olup, bu kapsama bankaların genel kredi sözleşmeleri ile müşterilerine kullandırdıkları kredilerin ödenmemesi nedeniyle açtıkları dava ve icra takiplerinde ödenmesi gereken yargı harçlarının girmediği belirgindir.

O halde icra memurunun, harcın tahsiline ilişkin işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ortadadır........

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu : 2010/12-443 E.N , 2010/471 K.N.
MUAFİYET VE İSTİSNALAR
YARGI HARÇLARI
BANKALARIN, YARGI HARÇLARINDAN İSTİSNA TUTULMASI DAR TUTULMUŞ OLUP, BU KAPSAMA BANKALARIN GENEL KREDİ SÖZLEŞMELERİ İLE MÜŞTERİLERİNE KULLANDIRDIKLARI KREDİLERİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE AÇTIKLARI DAVA VE İCRA TAKİPLERİNDE ÖDENMESİ GEREKEN YARGI HARÇLARININ GİRMEDİĞİ BELİRGİNDİR.

İçtihat Metni
Taraflar arasındaki "şikâyet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 17.04.2009 gün ve 2009/568 E.-469 K. sayılı kararın incelenmesi karşı taraf vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.06.2009 gün ve 2009/11441 E.- 2009/13314 K. sayılı ilamı ile onanmış; karşı taraf vekilinin karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.01.2010 gün ve 2009/19947 E.-1864 K. sayılı ilamı ile;

(... 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun İl/ç maddesiyle, Harçlar Kanunun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan 'harca tâbi tutulmaz' ibaresi, "bu kanunda yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. Bu durumda bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak icra dairelerinde yapılacak işlemler, 492 sayılı Harçlar Kanununda yazılı harçlardan ve aynı kanunda yer alması nedeni ile başvuru harcı, peşin harç ve vekâlet harcından müstes-nadır. Bu hükmün uygulanabilmesi belirtildiği gibi kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin bir takibin veya icra işleminin olması gerekir.

Somut olayımızda; Takipte alacaklı gözüken A... Bankası A.Ş. takibini borçlular tarafından düzenlenen kambiyo senedine dayanarak başlatmış olup, yukarıda belirtilen yasa maddesi koşullarında başlatılmış takip bulunmamaktadır. Bu nedenle 492 sayılı Kanunun değişik 123/son maddesindeki istisnadan fay-dalanamaz. Bu nedenle istemin reddi gerekir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir iken onandığı anlaşılmakla davalı Konya Defterdarlığının karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir...)

gerekçesiyle karar düzeltme talebinin kabulü ile karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Karşı taraf vekili Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstek, icra memurunun işlemini şikâyete ilişkindir.

Şikayetçi/Banka vekili; dava dışı borçludan kredi borcunun tahsili için başlatılan icra takip dosyasında, alacaklı bankadan harç alınmasına ilişkin memur işleminin iptaline ve alınan başvurma harcı ile peşin harcın iadesine karar verilmesini istemiştir. Karşı taraf/Hazine vekili; şikayetin reddini dilemiştir.

Yerel Mahkemece; 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanunun İl/ç maddesiyle, Harçlar Kanunun 123/son maddesinin yeniden düzenlendiği, anılan son fıkrada, bankaların kredi alacaklarının tahsili yönünden yaptığı takiplerde "bu kanunda yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değişiklik yapıldığı, bu nedenle şikayetçi bankanın takip harcından muaf olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulüne, karar verilmiş, kararın incelenmesi karşı taraf vekili tarafından istenilmesi üzerine Özel Dairece, hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Karşı taraf vekilinin karar düzeltme istemi üzerine, Özel Dairece; yukarıda belirtilen gerekçelerle karar bozulmuştur. Yerel Mahkemenin, önceki gerekçelerle verdiği direnme kararı, Karşı taraf/ Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi bankanın, 492 sayılı Kanunun değişik 123/son maddesindeki istisnadan faydalanıp faydalanamayacağı, dolayısıyla başvuru harcı ve peşin harçtan müstesna olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın niteliği gözetilerek, öncelikle "harç" kavramı ile ilgili şu açıklama ve saptamaların yapılmasında yarar bulunmaktadır:

Kamu hizmetlerinin kurulması ve yürütülmesi için gerekli olan mali kaynağın sağlanması amacıyla devletin egemenlik gücüne dayanarak koyduğu mali yükümlerden kaynaklanan alacakları genel olarak kamu alacakları olarak nitelendirilmektedir.

Devletin kamu alacağını oluşturan gelir kaynaklarından birini ise kamu hizmetlerinden yararlananların ödedikleri harçlar oluşturmaktadır.

Harç; bazı kamu hizmetlerinden yararlanan ve hatta kanun hükmü ile yararlanmak zorunda bırakılan özel ve tüzel kişilerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında, belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla konulan ve zor unsuruna dayanan mali yükümlülüklerdir (Pınar, Burak: Yargı ve İcra Harçları, Ankara 2009, s.1-3).

Diğer bir deyişle harç, adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetin gerektirdiği masrafları karşılamak mülahazasıyla gerçek ve tüzel kişilerden hazinece alınan bir paradır. Yapılan işler ve görülen hizmet amme hizmetinden ziyade, kişilerin şahsına ve menfaatine ilişkindir (Y.İ.B.K. 23.12.1976 gün ve 1976/11-7 E.-6 K.).

Anayasa Mahkemesi de harcı, verginin özel ve ayrıksı bir türü olarak tanımlamıştır (17.12.1968 gün ve 1968/12 E.-65 K.; 24.10.1974 gün ve 1974/31 E.-43 K.; 14.01.2010 gün ve 2009/27 E.-2010/9 K. sayılı kararları ve aynı mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.1982 gün ve 1982/5-341 E,-493 K. sayılı ilamı).

Harçlar konusunda genel düzenleme içeren, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun gerekçesinde harcın tanımı "fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" biçiminde yapılmıştır (Bu harç tanımı Anayasa Mahkemesi'nin 31.03.1987 gün ve 1986/20 E.-1987/9 K.; 14.02.1991 gün ve 1990/18 E.-1991/14 K.; 28.09.1995
gün ve 1995/24 E.-52 K.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.1982 gün ve 1982/5-341 E,-493 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir).

Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir (Y.İ.B.K. 7.12.1964 gün ve 1964/3 E.-5 K.; Anayasa Mahkemesi'nin 31.03.1987 gün ve 1986/20 E.-1987/9 K. sayılı kararları).

Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de, kanunda yer almasına bağlıdır.

Nitekim 1982 Anayasası'nın 73/3. maddesinde; "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." hükmünü içermektedir.

Bu Anayasa kuralının, vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu açıktır. O halde, harca ilişkin bir yasa hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amacın gözden uzak tutulmaması gerekir. Aksi halde, kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına sokulmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, Yasa Koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur (H.G.K/nun 12.05.1982 gün ve 1982/5-341 E,-493 K. sayılı ilamı).

Bu kanunilik ilkesine paralel olarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu kanuna göre alınacak harçlar arasında, diğer harçlar yanında yargı harçları da, bulunmaktadır.

Aynı Kanunun 2. maddesinde ise, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların, yargı harçlarına tâbi olduğu vurgulanmıştır.

Bu arada yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (Y.İ.B.K. 16.12.1983 gün ve 1983/5 E.-6 K.).

Harçlar hakkındaki bu genel açıklamalardan sonra konumuzu teşkil eden icra harçlarına gelince; öğretide genel olarak Devletin, icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı paraya icra harcı denmektedir (Prof.Dr. Baki Kuru-İcra ve İflas Hukuku-Üçüncü Baskı-1988-Cilt, Sayfa 107-108).

İcra ve iflas harçları 492 sayılı Harçlar Kanununun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37. maddelerde düzenlenmiştir. Harçlar Kanunundaki İcra ve iflas harçlarına girmeden önce İcra ve İflas Kanununun harçlarla ilgili hükümlerine göz atmakta fayda bulunmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrası; "İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur." hükmünü ihtiva etmekle; harçların mahiyetini, miktarını, ödeme zamanını ve şeklini doğrudan doğruya diğer yasalara ve özellikle Harçlar Kanununa bırakmıştır.

Yasa koyucu anılan madde ile icra ve iflas harçlarının çerçevesini tayin etmiş, kanunla alacaklının ödemesi gerekenlerin alacaklıdan, (2548 sayılı Yasada olduğu gibi) diğer harç ve masrafların sonuç olarak borçludan tahsil edilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır.

İcra harçları 492 sayılı Yasaya bağlı (1) sayılı tarifenin yargı harçları kısmının (B/l) bölümünde düzenlenmiştir. Buna göre ilgililer; icra takibi sırasında ve takibin niteliğine göre başvurma harcı, peşin harç, icra tahsil harcı ve yerine getirme harcı olmak üzere dört çeşit harç ödemek zorundadırlar.

492 sayılı Harçlar Kanununun "istisna ve muaflıklar" başlıklı 13. maddesinde harçtan müstesna işlemler düzenlenmiş; 59. maddesinde ise; "Harçtan müstesna tutulan işlemler" başlığı altında hangi işlemlerin harçtan istisna olduğu sıralanmış, son fıkrasında ise; "Yukarıda yer alan istisnalara ilave olarak özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanunun onuncu kısmında "kısımlar arası müşterek hükümler" üst başlığı altında birinci bölüm olarak "genel muaflıklar ve istisnalar" başlığı; bu başlığın altında ise, "özel kanunlardaki hükümler" alt başlığını taşıyan ve konumuzu ilgilendiren 123. maddesi gelmektedir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun, 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 gün ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11. maddesinin (ç) bendi ile değişik "Özel kanunlardaki hükümler" kenar başlıklı 123. maddesinde aynen:

"Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.

Ancak, İş Kanununa tâbi işçilerin ve çırakların iş mahkemelerindeki dava ve bu mahkemelerden almış oldukları ilamların takiplerinde harçtan muafiyet gündelikleri veya aylık ücretleri 16 yaşını doldurmuş işçiler için belirlenen asgari ücreti geçmeyen işçiler ve çıraklar hakkında uygulanır.

(Değişik fıkra: 25.12.2003 - 5035 S.K./31. md.) Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile (Ek ibare: 28.03.2007-5615 S.K./15. mad.) Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslar arası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır."

Hükmüne yer verilmiş; son cümlede daha önce yer alan "işlemler harca tâbi tutulmaz" ibaresi "işlemler bu Kanunda yazılı harçlardan müstesnadır" ibaresi olarak değiştirilmiştir.

Madde metninden de anlaşıldığı üzere harçtan istisna tutulan işlemler fıkrada belirtilen kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerdir. Yasa koyucu, finansman sıkıntısı çeken bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların, müşterilerine kullandırmak amacıyla sendikasyon kredisi gibi büyük miktarlı kredilere kendi portföylerinde yer vererek yurt içi veya yurt dışı kredi kuruluşlarından finansman desteği alabilmelerini kolaylaştırmak ve kredi maliyetlerini azaltmak amacıyla bu nitelikteki kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerden harç alınmayacağını öngörmüştür.

Yasa koyucu anılan maddede; bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılmak üzere temin edilen kredilere ait bazı işlemlerden harç alınmayacağını belirttiğine göre; bankaların, kendi öz kaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri kredileri, genel kredi sözleşmesiyle gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmaları halinde 492 sayılı Kanunun değişik 123/son maddesindeki istisnadan faydalanmaları olanaklı değildir.

Nitekim aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2010 tarih ve 2008/81 E.-2010/8 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Somut olayda, harcın konusunu oluşturan işlem, şikayetçi bankanın genel kredi sözleşmesi uyarınca müşterilerine kullandırdığı kredinin zamanında ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibinden kaynaklanmaktadır.

Anılan icra takibi nedeniyle icra memuru tarafından şikayetçi/alacaklı bankadan başvurma harcı ile peşin harç alınmıştır. Şikayetçi/alacaklı banka, bu harçların iadesi için icra memurluğuna başvurmuş, ancak istemin reddine karar verilmesi üzerine eldeki şikayet başvurusunu yapmıştır.

Yukarıda belirtildiği üzere bankaların, Harçlar Kanunun 123/son fıkrasında yer alan yargı harçlarından istisna tutulma keyfiyeti dar tutulmuş olup, bu kapsama bankaların genel kredi sözleşmeleri ile müşterilerine kullandırdıkları kredilerin ödenmemesi nedeniyle açtıkları dava ve icra takiplerinde ödenmesi gereken yargı harçlarının girmediği belirgindir.

O halde icra memurunun, harcın tahsiline ilişkin işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ortadadır. Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç:Karşı taraf vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerle HUMK.'un 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 06.10.2010 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.

Bu web sitesinin telif hakkı © karsiliksizcek'e aittir. Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Sitede yer alan yorumlar site ziyaretçilerinin kişisel görüşleridir. Hukuki tüm sorumluluk yorumlayana aittir.
Kullanım Şartlarını incelemek için tıklayınız: Kullanım Şartları
Google Profili | Google+
Copyright © 2012 Karşılıksız Çek