......ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE
.......
DOSYA NO :200./… E. 200./… K.
UYARLAMA TALEP EDEN/
SANIK :…………………..
VEKİLİ :......................DAVACI :K.H.
KATILAN :…………………….
VEKİLİ :…………………………
SUÇ : Karşılıksız çek keşide etme
SUÇ TARİHİ :………….
KARAR TARİHİ:…………..
TALEP KONUSU: Uyarlama yargılaması yapılarak lehe kanunun uygulanması ve sayın Mahkemenizin verdiği cezanın ortadan kaldırılarak hükmün infazının durdurulması ve durumun yeniden değerlendirilerek bir karar verilmesidir.
İZAHI:
1, Müvekkil ........, ../.../.20.. tarihinde yukarıda numarası belirtilen dosyaya konu “karşılıksız çek keşide etme” suçundan adli para cezasına mahkum edilmiştir.
2, Bu ceza verildikten sonra 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7.maddeleri de gözetilerek, müvekkilin hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesi gereklidir.
3, 5252 sayılı TCK YUŞHK’un 9. maddesi, lehe kanunun belirlenmesinde en önemli düzenlemedir. Kanunun 9/3 maddesine göre, lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Maddede ayrım yapılmaksızın “önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri”nden bahsedildiğine göre lehe kanunun tespitinde “önceki kanunlar” ve “sonraki kanunlar” blok olarak karşılaştırılacaktır. Başka bir deyişle sadece ceza açısından değil cezanın infazı açısından da kanunlar arasında karşılaştırma yapmak gerekecektir. Doktrin ve yargı kararları da aynı görüşe işaret etmektedir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nin 7/3 maddesi, erteleme, koşullu salıverme ve tekerrürü derhal uygulama kuralı dışında tutarak, lehe kanun uygulanmasında göz önüne alınması gereken bir düzenleme olarak belirlemiştir.
4, Yeni Çek Kanunu’na göre sanığın usulüne uygun olarak yeniden duruşmaya çağrılması gereklidir. Aksine yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Anayasada savunma hakkı tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmiştir. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde, “hak arama hürriyeti” içinde, “Temel Haklar ve Ödevler” arasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde düzenlenmiştir. Kişinin savunma hakkının kısıtlanması Anayasa’ya aykırıdır. Yeni Çek Kanunu’na göre sanığın sorgusunun yapılmasında zorunluluk bulunması gerekmektedir. Bu konuda birçok Yargıtay kararı mevcuttur. Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin 2007/10866 E. 2008/1498 K. Sayılı kararında ’’5252 sayılı kanunun 9/3. maddesine göre, önceki yasa ile sonraki yasanın tüm hükümlerinin somut olaya uygulamasının ayrı ayrı yapılması ve oluşacak sonuca göre lehe yasanın belirlenmesi gerekir’’ denilmektedir.
5, Yargıtay 10.Ceza Dairesi’nin 2009/15031 E. 2009/19857 K. sayılı kararında “Sanığın sorgusu için gönderilen çağrı kağıdında, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde öngörülen, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devam edileceği yönündeki yasal uyarının yer almadığı gibi; soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığına bildirdiği bilinen en son adresi yerine, muhatap banka şubesinden gönderilen resmi belgelerdeki eski iş adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesindeki yöntemle tebliğ edildiğinin anlaşılması nedeniyle; sanığın usulüne uygun olarak yeniden duruşmaya çağrısının sağlanması gerektiği gözetilmeksizin, yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde ve ayrıca, “( 1 ) numaralı bozma nedeni de göz önünde bulundurularak”, 5941 sayılı Kanun’da, 3167 sayılı Kanun’un aksine, 5271 sayılı CMK’nın 195. maddesinde yazılı açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilerek sanığın yokluğunda hüküm kurulmasının öngörülmemiş olması nedeniyle, sanığın sorgusunun yapılmasından sonra bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması gerekmektedir” denilmektedir.
6, Bu nedenlerle müvekkilimin savunma hakkının kısıtlanmaması için müvekkilim lehine yeni yürürlüğe giren 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun uygulanmasınıtalep ediyorum.
NETİCE VE TALEP:Yukarıda arz olunan nedenlerle:
1, Kesinleşen kararın infazına geçilmesi müvekkilim açısından büyük sakıncalar doğuracak nitelikte bulunduğundan kararın infazının tedbiren durdurulmasına,
2, 01.01.2009 tarihinden itibaren özel ceza kanunları bakımından da uygulanması gereken TCK genel hükümleri karşısında uygulama imkanı kalmayan 3167 sayılı kanuna göre karşılıksız çek keşide etme suçundan verilen adli para cezaları, oluşan yasal boşluk sebebi ile ‘’kanunsuz suç ve ceza olmaz’’ prensibi gereğince hükümsüz kalmış ve yasal boşluğunun zaman sınırı olarak belirlenmiş bulunan 20.12.2009 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek kalmamış iş bu davanın bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını,
3, Bu değerlendirmenin dikkate alınmaması halinde, uyarlama talebimizin kabulüyle dosyanın yeniden ele alınmasına ve 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun yukarıda açıklanan maddelerinin 5237 sayılı TCK 7. ve 5252 sayılı kanunun 9. maddeleri uyarınca müvekkil lehine olan hükümlerinin uygulanarak,
i) kusur(kasıt veya taksir) aranmaksızın görülen davanın, yeni kanunun getirdiği kusur sorumluluğu esasına göre yeniden görülmesi,
ii) çek bedeli kadar adli para cezası yerine gün/para esasına göre ceza tayin edilerek lehe olan hafifletici hükümlerin ve ödeme kolaylıklarının dikkate alınmasını,
iii) 5941 sayılı Yeni Çek Kanunu’nun 1. madde 2. fıkrasında yer alan ‘’bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” hükmünün bu davada da uygulanmasının sağlanmasını ve neticeten müvekkil hakkında verilen ceza hükmünün infazının durdurularak müvekkilin durumunun 5237 sayılı kanun hükümlerine göre yeniden değerlendirilip bir karar verilmesini saygıyla, bilvekale arz ve talep ederim..../../2011
Sanık…………….vekili
NOT: Dilekçenizi kendiniz takip edecekseniz "Müvekkil" kısımlarını değiştiriniz "tarafıma" ibaresini kullanınız.
çek mağduru, çek mağdurları, çek mağduriyeti, karşılıksız çek mağdurları, çek mağdurları uyarlama dilekçesi, 5941 sayılı yeni kanuna göre uyarlama, yeniden yargılama dilekçesi, yeni çek kanunu taahhüt uyarlama dilekçesi, karşılıksız çekte yeniden yargılama, uyarlama dilekçesi, karşılıksız çekte tekrar yargılama dilekçesi, taahhüt verip cezaevinden tahliye, yeniden yargılanma