5941 sayılı Çek Kanunu 20.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren yeni bir yasadır, yürürlükten kaldırdığı 3167 sayılı Çekle Ödemelerinin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin korunması hakkında kanununun hemen hemen tüm hükümlerini değiştirmiştir.
3167 sayılı Çek Kanununda yer alan (Md 1/2) Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır hükmü yeni Çek Yasasında da korunmuş olup, (Md. 1/2) Çek Yasasında açıkça düzenlenmeyen konularda Türk Ticaret Kanununun Çeklerle ilgili maddeleri uygulanmaya (Madde 692-735) devam edecektir.
Buna karşılık Meclisin gündeminde olan yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı (Madde 780-823) çeklerle ilgili hiçbir önemli değişiklik öngörmemektedir.
Yasaya eklenen bir hükme göre Esnaf ve sanatkarlar odalarına kayıtlı olanlardan, tacir kişilere özgü çek hesabı açtıranlar hakkında bu kanunun tacirlere ilişkin hükümleri uygulanacaktır (Md. 2/11). Fıkranın lafzından esnaf ve sanatkarların tacir kişilere özgü çek hesabı açtırmak zorunda olup olmadıkları kesin olarak anlaşılamamaktadır.
Hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler ilgili bankalar tarafından dönemler itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilecektir (Md 4/1). Bankanın bu kurala uymaması durumunda konuda banka veya banka görevlileri için bu Yasada cezai yaptırım öngörülmemiştir.
Tüzel kişinin yönetim organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına açılmış olan çek hesapları tacir tüzel kişiye ait kabul edilir. Bunun aksi ispat edilecek bir adi karine mi, yoksa kesin bir karine mi olduğu konusunda Yasada bir açıklık yoktur.
Söz konusu ilişkinin varlığına yönelik emarelerin bulunması halinde, hesabın bulunduğu banka şubesi durumu Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilecektir (Md 4/2). Bildiride bulunulmaması halinde bu Yasada cezai yaptırım öngörülmemiştir.
5/3. maddeye göre çek sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi halinde, bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.
5/3. maddeden; çek hesabı sahibi tarafından yasaya aykırı olarak, çek keşidesi için üçüncü kişilere özel vekâlet verilmesi ve vekilin, temsilcinin çek keşide etmesi halinde; vekaleten çekilen çeklerin geçerli olup olmadığı hususu açıkça anlaşılamamaktadır.. 5/3. maddenin lafzı “gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi halinde, bu çeklerden dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek sahibine aittir”cümlesi her iki tür yoruma müsaittir.
Vekâleten keşide edilen çekin geçersiz olduğu görüşü hem 5/3. maddenin lâfzına ve Mecliste ilave edilen ikinci cümleye dayandırılabilecek, hem de çek hesabı sahibi için cezai yaptırımın bulunması bu tür çeklerin hükümsüzlüğünün delili olarak ileri sürülebilecektir.
5/3. maddeye göre yasaya aykırı olarak çek düzenlenmesine vekâlet veren kişi, çekin düzenlenmesi halinde, hukuken ve cezai yönden sorumlu tutulmaktadır. Ancak çek hesabı gerçek kişinin, vekil tarafından düzenlenen bir çekten ötürü cezalandırılması cezaların şahsiliği prensibi ile bağdaşmadığı gibi, çek düzenleyen vekil, temsilci, bu Yasada cezalandırılmadığından (Md 5/1-2) burada çek hesabı sahibinin suça azmettirmesi veya suça iştiraki de söz konusu değildir. Ancak bu Yasada gerçek kişilerin vekaleti ile çek düzenlenmesi için bir ceza yaptırımı da öngörülmemiştir.
Gerçek kişilere vekâleten çek düzenlemesi halinde çekin geçersiz olup olmaması TTK 730/5 maddesinin atfı ile çeklere de uygulanan 590. maddesi açısından da değerlendirilmesi gerekir. T.T.K 590. maddeye göre temsile salahiyetli olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir çeke imzasını koyan kimse o çekten dolayı Türk Ticaret Kanununa göre geçerlilik şartları varsa bizzat mesul olacaktır. Burada temsile salahiyeti olmayan kişinin çek düzenlemesi söz konusu olduğundan 5/3. maddenin uygulanması söz konusu değildir. Ancak aynı maddede salahiyetini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir denilmekte olduğundan, bu durum 5/3. madde açısından tartışmaya neden olabilecek çekin geçersizliği halinde verilen yetki de geçersiz sayılabilecektir.
Süresinde muhatap bankaya ibraz edilen bir çekin karşılıksız çıkması halinde hamilinin bankaya karşı Yasadan doğan azami 600 T.L. ye kadar bir alacak hakkı bulunmaktadır. Hamilin talebi üzerine banka yasal yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Hamilin bankaya karşı bu alacak hakkının ne zaman zamanaşımına uğradığına dair ne 3167 sayılı çek yasasında ne de Yeni Çek kanununda bir düzenleme bulunmadığından Borçlar Kanunu 128. maddesindeki muacceliyet çekin ibrazı tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı (BK Md 125) uygulanacaktır.
Hamilin keşideciye ve diğer çek borçlularına karşı çekten doğan talep hakları Türk Ticaret Kanununa göre 6 ay sonra zamanaşımına uğradığı halde, bankanın hamile karşı çekten doğan alacağının 10 yılda zaman aşımına uğraması; hem haksız, hem de çekin niteliğine aykırıdır.
Hesapta çekin karşılığının bulunması halinde, çek herhangi bir nedenle hesap üzerinde rehin, haciz, tedbir bulunması gibi ödenmese dahi bankanın yasal yükümlülüğü doğmayacaktır. Karşılıksız çek nedeniyle kişinin cezalandırılması için çekin tamamen veya kısmen karşılıksız olması gerekir. Çekin karşılığının bulunmasına rağmen çek hesabının rehinli olması, haciz veya tedbir gibi nedenlerle çek ödenemiyorsa, çek hesabı sahibinin cezalandırılması mümkün değildir. Buna karşılık, çek karşılığı olsada ödenmemiş olduğundan çek hamili hukuki takip yapabilecektir
3167 sayılı çek Yasasına göre karşılıksız çeklerde, bankanın yasal yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde hesap sahibine rücu edilebilmesi için çekin aslının bankada kalması kabul edilirken, 5941 sayılı Yeni çek kanununda karşılığı olmayan bir çekte banka yasal yükümlülüğünü yerine getirdiği zaman, bu ödemenin çekin arkasına yazılması, çekin aslının hamile iadesi, fotokopisinin ise bankada kalması kabul edilmiştir (Md 3/4). Ancak bankada kalan fotokopinin ispat gücü bulunmadığından bankanın hamile ödemede bulunduğunu ispat edebilmesi için fotokopinin de ayrıca hamile imzalatılması ıslak imza gerekecektir. Buna karşılık, çekin aslı bankada bulunmadığından hesap sahibi, çekin kendisi tarafından düzenlenmediğini, imzanın kendisine ait olmadığını ve azami 600 T.L. ye kadar ödeme nedeniyle bankanın kendisine rücu edemeyeceğini ileri sürebilecektir.
Çekin karşılığını hazır bulundurmayanların karşılıksız çekten sorumlu oldukları 5/1. maddesine karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi şeklinde ifade edilmiştir.
Karşılıksız çek suçu işlenebilmesi ancak kast veya olası kast halinde mümkündür.
Kast suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde ise olası kast vardır.(TCK Md 21)
Buna karşılık, bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Zira taksirle işlenen fiiller, kanunen açıkça belirtildiği hallerde cezalandırılır (T.C.K Md 22). Bu nedenle Hükümet Tasarısının 5. madde gerekçesinde söz konusu suçun oluşabilmesi için çekin karşılığının, dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırı olarak, ilgili çek hesabında bulundurulmaması koşuluyla, taksire dayalı kusurluluğu gerektiren bir suç olarak tanımlanmıştır. bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
